26 Mayıs 2010

Hayat Dediğimiz Şey.....

Geçtiğimiz pazar katıldığım etkinlikte Güler bloglarımıza aslında çok zaman kendimizi, sevincimizi, üzüntümüzü, bazen kızgınlıklarımızı yazdığımızı söylemişti.
Ben de bu satırlarda çok kez yoğunluğumu, yorgunluğumu, hayat ilacım prensesimle olan diyaloglarımı, ona olan sevgimi yazdım. Neşeli yemek tariflerimin arasında bazen bahar yorgunluğumu, bazende işlerimin yoğunluğunu anlattım. Ama hiç bir zaman üzüntülerimi anlatmadım. Beni tanıyanlar çok iyi bilirler benim mizacım problemlerimi başkalarına anlatıp onları üzmeye, kendi sıkıntılarıma ortak etmeye uygun değildir. Ben hep bunları kendi içinde yaşarım . Ama bugün yaşadığım bir olay, belkide yılların verdiği bu birikimin bende yarattığı sonucu ve bu satırlara yansıması oldu.
Sabah erken bir saatte merdivenlerde karşılaştığımız sekreterimiz ismini yazmayı unuttuğu dönem arkadaşlarımdan birinin vefat ettiğini söyledi. Kim olduğunu öğreninceye kadar geçen 10 dakikalık süre bana belkide 10 asır gibi geldi...
O andan sonra bana hiç uymayan bir sorumsuzlukla masamın üzerinde duran yüzlerce sınav kağıdını, acil yazılması gereken bir raporu bırakarak son sınıfta iken hazırlanan okul yıllığımı elime aldım. Onun için ve diğer arkadaşlarım için yazılanları okudum. Onun okul futbol takımındayken çekilmiş resimlerine baktım, yaklaşık iki yıl önce evlenme yıldönümlerinde anlatılan büyük projelerini hatırladım. Son sınıfta iken arkadaşları ile birlikte beni arabasıyla son sürat son durağa bırakışını, benimde içimden sağ salim varayım diye nasıl dua ettiğimi, onunla ilgili Gökova'da anlatılanları hatırladım.
Birlikte derse girdiğimiz anfiyi, şimdi diz boyu ot bürümüş futbol oynadıkları sahayı ve onların ders aldığı, derse girmeden önce oturup konuştuğumuz, şimdi başka bir bölümün eğitim aldığı binayı uzun yıllardır ilk kez, hayatı yeni tanımaya başladığımız ama bizden çok şeylerin gitmediği öğrencilik yıllarımızı düşünerek gezdim...

Bugün belkide hayat dediğimiz şeyin aslında bir nefes olduğunu , ne dün, ne yarın sadece bu an olduğunu bir kez daha anladım...

21 Mayıs 2010

Pancar Marmeladı

Tabakta gördüğümde benim çok sevdiğim mürdüm eriği reçelinin küçük küçük doğranarak pişirildiğini düşünmüştüm. "Tat bir kere " dediğinde arkadaşım önce ne olduğunu anlamamıştım. Alışılmışın dışında ama hoş bir tadı vardı. Sonra bana pancar marmeladı olduğunu söylediğinde " pancarında marmeladı mı olur ?" demiştim.
Dedim ama tadı da damağımda kalınca kendim için bir kavanozluk küçük bir ölçü denedim...



Gereken Malzemeler:
  • 2 adet büyük boy pancar
  • 3 adet orta boy havuç
  • 2 su bardağı toz şeker
  • 2 su bardağı su
  • 1 tatlı kaşığı limon kabuğu rendesi
  • 1 çay kaşığı tarçın
  • 7-8 adet öğütülmüş karanfil
  • 1 tatlı kaşığı limon suyu

Yapılışı :

  • Pancar ve havuçları ayrı ayrı haşlayıp rendenin iri tarafı ile rendeleyin.
  • Bir tencerede su ve şekeri iyice kaynatın biraz koyulaşsın.
  • Üzerine rendelenmiş pancar ve havuçları ilave edin.
  • 20 dakika kaynatıktan sonra tarçın, dövülmüş karanfil ve limon kabuklarını ilave ederek 10 dakika daha kaynatın.
  • En son limon suyunu ilave ederek 5 dakika daha kaynatarak ocağı kapatın.
  • Soğuyunca kavanoza koyup ağzını sıkıca kapatın.

19 Mayıs 2010

Zeytin Dilimli Peynirli Pay

İki gündür işlerimin yoğunluğundan, sonu bir türlü gelmeyen toplantılardan, bir de bunlar yetmiyormuş gibi son anda programıma dahil olan fabrika ziyaretinden, yaptığım tarifleri bloğumda paylaşamadım. Kendim bile bloğumu açtığım zaman çok sevmeme rağmen kabak çiçeğinden sıkıldım.
Güne sabah kahvaltısı için hazırladığım zeytin dilimli peynirli pay ile başlamak istedim. Sabah kahvaltısı için , beş çayları için nefis bir tarif ilk kez denememe rağmen tadı harika, üstelik tabakta sunumuda çok hoş ...

19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramımız Kutlu olsun...

Gereken Malzemeler:
  • 1 adet yumurta
  • 2 çorba kaşığı yoğurt
  • 3/4 su bardağı sıvı yağ
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 çay kaşığı mahlep
  • Aldığı kadar un

İç Malzemesi:

  • 1 su bardağı rendelenmiş beyaz peynir
  • 1 su bardağı az tuzlu lor peyniri
  • 1 çay bardağı dilimlenmiş siyah zeytin
  • 1 kase kıyılmış dereotu
  • 1 kase kıyılmış maydanoz

Üzerine:

  • 1 su bardağı süt
  • 1 adet yumurta

Yapılışı :

  • Sıvıyağ, yumurta, yoğurt, kabartma tozu, mahlep ve azar azar ilave ettiğiniz un ile yumuşak bir hamur hazırlayın.
  • Hamuru 20 dakika dolapta dinlendirin.
  • İç malzemesi için peynirleri, dereotunu, maydanozu ve dilimlenmiş zeytinleri karıştırın. Dilerseniz pul biber ilave edin.
  • Hamurdan bir avuç kadar parçayı ayırın.
  • Kalan hamuru katı yağ ile yağladığınız tart kalıbına kenarlarını kaplayacak şekilde yayın.
  • İçine iç harcını yerleştirin.
  • Ayırdığınız hamurdan küçük parçalar koparıp uzun şeritler hazırlayın. Bunları kafes şeklinde peynirli zeytinli harcın üzerine yerleştirin.
  • Payın üzerine çırpılmış süt ve yumurta karışımını dökün.
  • Dilerseniz kafeslerin arasına ikiye bölünmüş domatesler yerleştirin.
  • Önceden 175 derece ısıtılmış fırında üzeri kızarıncaya kadar pişirin.



theme design by GeCe