2 Kasım 2009

Havuçlu Bulgur Pilavı

Bir kaç gündür kızımın hastalığından mı , ödevlerinin çokluğunun verdiği yorgunluktan mı, kendi işlerimin yoğunluğundan mı, hafta sonu bayanlarla çıkacağımız Konya Turunun telaşından mı - bu satırları okuyan Sevgili Esmanın(vakitbuldukca) ne söyleyeceğini biliyorum- :

- Minecim biz daha Konya Turunu düşünemiyoruz bu haftayı sağ salim perişan olmadan atlatalım :)))

ya da Canım Annemin deyişiyle gönül yorgunluğundan mı bilemiyorum tarifler, resimler çoğaldığı halde elim bir şey yazmaya gitmiyordu. Akşam üzeri arayan bir arkadaşım imdadıma yetişti. Bana yoğurtlu sebze çorbası tarifi öncesinde yazdığım hikayeyi çok beğendiğini, başka hikayeler olup olmadığını sordu. Aklıma hemen birkaç ay önce mail kutuma gözleri gibi gönlüde güzel Deryacığımdan gelen kuyumcu hikayesi geldi. Biraz uzun ama, herkesin kıyısından köşesinden kendine pay çıkarabileceği bir hikaye.....

Vaktiyle bir bilge hoca, yıllarca yanında yetiştirdiği öğrencisinin seviyesini öğrenmek ister. Onun eline çok parlak ve gizemli görüntüye sahip iri bir nesne verip: "Oğlum" der, "Bunu al, önüne gelen esnafa göster, kaç para verdiklerini sor, en sonra da kuyumcuya göster. Hiç kimseye satmadan sadece fiyatlarını ve ne dediklerini öğren, gel bana bildir. Öğrenci elindeki ile çevresindeki esnafı gezmeye başlar. İlk önce bir bakkal dükkanına girer ve "Şunu kaça alırsınız?" diye sorar. Bakkal parlak bir boncuğa benzettiği nesneyi eline alır; evirir çevirir; sonra: "Buna bir tek lira veririm. Bizim çocuk oynasın" der. İkinci olarak bir manifaturacıya gider. O da parlak bir taşa benzettiği nesneye ancak bir beş lira vermeye razı olur.En son olarak bir kuyumcuya gider. Kuyumcu öğrencinin elindekini görünce yerinden fırlar. "Bu kadar değerli bir pırlantayı, mücevheri nereden buldun?" diye hayretle bağırır ve hemen ilâve eder. "Buna kaç lira istiyorsun?" Öğrenci sorar: Siz ne veriyorsunuz?" "Ne istiyorsan veririm." Öğrenci, "Hayır veremem." diye taşı almak için uzanınca kuyumcu yalvarmaya başlar: "Ne olur bunu bana satın. Dükkânımı, evimi, hatta arsalarımı vereyim." Öğrenci emanet olduğunu, satmaya yetkili olmadığını, ancak fiyat öğrenmesini istediklerini anlatıncaya kadar bir hayli dil döker. Mücevheri alıp kuyumcudan çıkan öğrencinin kafası karma karışıktır. Böylesi karışık düşünceler içinde geriye dönmeye başlar. Bir tarafta elindeki nesneye yüzünü buruşturarak 1 lira verip onu oyuncak olarak görenler, diğer tarafta da mücevher diye isimlendirip buna sahip olmak için her şeyini vermeye hazır olan ve hatta yalvaran kişiler..Bilge hocasının yanına dönen öğrenci, büyük bir şaşkınlık içinde başından geçen macerasını anlatır.Bilge sorar: "Bu karşılaştığın durumları izah edebilir misin?" Öğrenci: "Çok şaşkınım efendim, ne diyeceğimi bilemiyorum, kafam karmakarışık" diye cevap verir. Bilge hoca çok kısa cevap verir:"Bir şeyin kıymetini ancak onun değerini bileni anlar ve onun değeri bilenin yanında kıymetlidir."

Bu güzel hikayeden sonra sıra havuçlu bulgur pilavı tarifimizde. Benim özellikle bulgurun pirinç pilavından daha az kalorili, daha fazla lifli ve B vitamini yönünden çok zengin olduğunu öğrendiğimden beri çok sık yaptığım bir pilav..
Kendi ağız tadınıza uygun baharat veya sebzelerle de zenginleştirebilirsiniz...

Gereken Malzemeler (4 kişilik)
* 1 su bardağı iri pilavlık bulgur
* 1 yemek kaşığı domates salçası ( veya 1 adet domates)
* 2 adet havuç
* 1 adet soğan
* 3-4 sivri biber
* yarım çay bardağı zeytinyağı
* 1 tatlı kaşığı kuru nane
* 1,5 su bardağı su
Soğanı yemeklik doğrayıp yağda hafifçe pembeleştiriyorum. Üzerine rendelenmiş havuçları, halka doğranmış biberleri de ilave edip biraz daha pişiriyorum. Salçasınıda ilave ettikten sonra birkaç kez karıştırıp 1, 5 bardak suyu koyup kaynamasını bekliyorum. Kaynayan suyun içine yıkayıp suyunu süzdüğüm bulguru koyup tuzunu ve baharatını da ilave edip tencerenin önce kapağını kapatarak kaynamasını bekliyorum. Pilav kaynamaya başlayınca ocağı kısıp, tencere kapağını hafifçe aralayıp bir miktar suyun çekmesini sağlıyorum. Sonra kapağı tekrar kapatıp bulgur suyunu çekinceye kadar pişiriyorum. Ocağı kapatınca tencere kapağının altına kağıt havlu koyarak 5- 10 dakika demlenmesini sağlıyorum. Bu şekilde pişirince pilav tane tane oluyor....

2 yorum:

EsEr dedi ki...

Bugün düşünmeye başladım Konya Turu'nu:))
Çünkü o kadar yorgunum ki hem iş yoğunluğu hem de malum sınav haftası... Haftasonu gelse de biraz kafa dağıtsak diyorum.
Bu arada pilav nefis görünüyor. Havuçlusunu hiç denememiştim. Mutlaka deneyeceğim...
Sevgiler,
Esma

mis kokulu lezzetler dedi ki...

Evet gerçekten bu haftanın geçmesini dört gözle bekliyorum. İlgine teşekkürler canım arkadaşım....

theme design by GeCe